Sadık Arslan

Futbolumuzun içinden gelenler sorunu

17 Eylül 2021 Cuma 15:30 | Son Güncelleme: 17 Eylül 2021 Cuma 15:30

Türkiye'de şöyle bir iddia var; biz futbol ülkesiyiz. Bir tarafıyla doğru bir yaklaşım. En çok izlenen spor dalı futbol. Büyük kulüplerin 120 yılllık geçmişleri var. Ancak futbol adına gelinen nokta dünyanın ve Avrupa'nın çok gerisinde.

Sorun sadece maddi değil. Takımlarımız asla yetiştirici olamadı. Çıkarabildiğimiz futbolcular biraz kendi yetenekleriyle biraz da şanslarıyla forma şansı buldular.

Bu konuyu çok uzatmıyorum. Yeterince tartışılıyor, konuşuluyor ama hiçbir şey yapılmıyor.

Biz gelelim asıl konuya: Futbolu kim yönetmeli?

Meseleye Avrupa takımlarının tercih ettiği isimler yönünden bakalım. Bayern Münih, takımın başına 34 yaşında olan Julian Nagelsmann'ı getirdi. Peki Julian Nagelsmann gerçekten futbolun içinden mi geliyor? Kendisi U-19 seviyesindeyken futbolu bırakan bir isim. Sonrasında ise üniversitede İşletme ve Spor Bilimi okumuş. Tabi ki bu yetmemiş. 2 yıl 1860 Münih, 5 yıl Hoffenheim'da alt kategorilerde hocalık yapmış. Daha sonra yardımcı hocalık kariyeri ve ardından A takım hocası olarak görev almış.

Yani işin bilimini öğrenmiş ve sonrasında en alttan başlamış ve zirveye adım adım gitmiş.

Şampiyonlar Ligi şampiyonu Chelsea'yi çalıştıran Thomas Tuchel'in kariyerine bakarsanız aynı şeyleri görebilirsiniz. Futbolculuk kariyerinde 100 maça çıkamamış bir isim.

Jurgen Kloop, Liverpool'da harika işler yaptığını görüyoruz. Spor bilimi okudu. Köln'de Spor Üniversitesi'nden mezun oldu.

Manchester City'de rekor üstüne rekor kıran Pep Guardiola'nın ekibindeki isimlere bakarsınız nerelerden geçtiğini görürsünüz. Bu örnekleri çoğaltmak da mümkün. Ama sizi sıkmamak adına daha fazla uzatmıyorum.

Peki dünyada ve Avrupa'da yanlış hamleler olmadı mı?

Maradona'yı hepimiz biliyoruz. Futbolculuğu ne kadar iyiyse teknik direktörlük kariyeri o kadar kötü oldu.

Andrea Pirlo örneği yakın tarihte şahit olduklarımızdan. Kısa sürede Juventus teknik direktörlüğü ve sonuç ortada.

Frank Lampard, 5 sene içinde hızlı bir yükselişle Chelsea teknik direktörlüğü ve hüsran. Hatta kendisi gittikten sonra yerine gelen Tuchel, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazandı.

Bize gelince burada Galatasaray üzerinden bir parantez açmamız gerekiyor. Selçuk İnan, futbolu bırakır bırakmaz Galatasaray'da yardımcı antrenör. Necati Ateş, aynı şekilde kısa bir sürede yardımcı antrenör. İşin bilimini geçiyorum. Tecrübe olarak da ortada hiçbir şey yok.

Daha önceki dönemde çalışan Ümit Davala ve Hasan Şaş boşta. Kendileriyle ilgilenen yok.

Buraya Galatasaray'daki durumu yazdım ancak diğer takımlardaki durum da farklı değil.

Fenerbahçe'de futbolu bırakır bırakmaz yardımcı antrenör olan Volkan Demirel, yorumculuk yapmaya başladı. Futbolu bırakır bırakmaz Emre Belözoğlu, teknik direktör oldu.

Aldıkları eğitim ne kadar yeterli?

Fenerbahçe'de taraftarın unutamadığı Alex De Souza, futbolu bıraktıktan 6 yıl sonra Sao Paulo B takımında görev alabiliyor. Çünkü orası futbol ülkesi Brezilya. Damdan düşer gibi A takım görevi verilmiyor.

Kısacası; Türk futbolunun sorunu: Futbolumuzun içinden gelenler.

Dünya artık başka bir yere evriliyor. Dünya, futbolu futbolun içinden gelenler yönetsin olayını çoktan geçti.

Spor bilimini bilenler dışında futbolcunun gelişimine en alt kategoriden hakim hocalar, yardımcı antrenörler ve farklı fikirleri yönlendirebilen hocalar başarılı oluyor, takımlar ortaya farklı bir futbol koyuyor.

loading...